Bu da birsey.. En azindan blogumun adresini browsera yazdim ve bundan sonra "di" diye basladigimda bana bir blogum oldugunu hatirlatacak. Evet, coook uzun bir ara verdim. 4 Subat'ta yazmisim en son. Kuzey daha yasini bile doldurmamis, sevgili anneannem bizlere sonsuza dek veda etmemisti.
16 subat sabahi saat 7.30 sularinda calan telefonu daha acmadan ne icin oldugunu aninda tahmin etmistim. Pamuk anneannem bir suredir cok izdirap cekiyordu. Genel yaslilik uzerine damar sertligi, varisler, bel fitigi ve son olarak gelen zona onu cok yormustu. Neredeyse ilk defa olarak cok aci cektigini dile getirmisti. "Bu agri oyle sizlerin dayanabilecegi cinsten bir agri degil kizim" diyordu. Bunu bile hic sikayet etmeden, bizlerin uzerine ekstra bir suclululuk, acima duygusu yuklemeden yapiyordu. Sessizce, sabirla bekliyordu. Allah'tan en buyuk dilegi baskalarina yuk olmadan bu dunyadan gitmekti, Allah gonlune gore verdi.
Zaten sanirim bu yuzden de onu ugurlayanlarda bir isyandan ziyade, kabullenme hakimdi. O da son zamanlarini hissetmis olacak ki, herkesle ayri ayri vedalasmisti bir nevi.
Her ne kadar aramizdan ayrilmis olsa da dokundugu yerlerin sicakligi hala bizlerle. Sanki hala bir pazar gunu telefonun ucundaymiscasina..
Nur icinde yat, canim anneannem..
Showing posts with label genel. Show all posts
Showing posts with label genel. Show all posts
Wednesday, 10 August 2011
Saturday, 15 January 2011
Xmas, Yeni Yil Falan
Tatil zamani daha cok yazabilirim diye beklerken tam aksi oldu. Aslinda sanirim yanlis bir beklenti bu. Tatil zamani yasamaktan yazmaya daha az firsat buluyor insan. Gerci tarihe de soyle bir bakiyorum da, tam da babamizin gelis tarihine denk geliyor.
Yani esasen gelmesi gereken tarihe. Hava muhalefeti nedeniyle Istanbul'dan kalkan ucagi Heathrow kapali oldugu icin Bruksel'e indi. Ertesi gune yaa kismet deyip tekrar alana gittiklerinde degisen bir sey yoktu. Bruksel de kapanmadan ertesi gun kapagi Istanbul'a atti. Bir gece de Istanbul'da gecirip, ertesi gunu Londra Stansted'e ulasabildi. Evet sayacak olursak taaam uc gunde ulasabildi memlekete. Ustune bir de Easy Jet'in rotari eklenince Stansted'ten Glasgow'a bile 12 saatte gelebilmis oldu.
Birikmis yorgunlukla ve havalarin cok da super olmamasi nedeniyle genelde sessiz sakin bir tatil gecirdik. Ama yilbasinda cook keyifli girdik:) Bakalim butun yil muhabbetle, yeme icmeyle ve eglenceyle gececek mi? Sebnem'le guclerimiz birlestirdik, masayi guzelce donattik, bebeleri egledik, yedir icirdik ve uyuttuk. Veee kendimiz wii'nin derinliklerinde bulduk:)) Esasen cok sevmem oyun oynamayi (belki de iyi oynayamadigim icin sevmiyorum ya da sevmedigim icin oynamiyorum) ama 1.30'u geciyordu kalktigimizda. O derece yani! Gecenin galibi Sebo, sefili de ben oldum tabikine..
Guzel de fotolar cekindik ama fotolar hala Sebo'da henuz alamadim, ilk firsatta yukleyecegimdir.
Eh, biraz gec de olsa hepinize Mutlu Yillaaar!
Yani esasen gelmesi gereken tarihe. Hava muhalefeti nedeniyle Istanbul'dan kalkan ucagi Heathrow kapali oldugu icin Bruksel'e indi. Ertesi gune yaa kismet deyip tekrar alana gittiklerinde degisen bir sey yoktu. Bruksel de kapanmadan ertesi gun kapagi Istanbul'a atti. Bir gece de Istanbul'da gecirip, ertesi gunu Londra Stansted'e ulasabildi. Evet sayacak olursak taaam uc gunde ulasabildi memlekete. Ustune bir de Easy Jet'in rotari eklenince Stansted'ten Glasgow'a bile 12 saatte gelebilmis oldu.
Birikmis yorgunlukla ve havalarin cok da super olmamasi nedeniyle genelde sessiz sakin bir tatil gecirdik. Ama yilbasinda cook keyifli girdik:) Bakalim butun yil muhabbetle, yeme icmeyle ve eglenceyle gececek mi? Sebnem'le guclerimiz birlestirdik, masayi guzelce donattik, bebeleri egledik, yedir icirdik ve uyuttuk. Veee kendimiz wii'nin derinliklerinde bulduk:)) Esasen cok sevmem oyun oynamayi (belki de iyi oynayamadigim icin sevmiyorum ya da sevmedigim icin oynamiyorum) ama 1.30'u geciyordu kalktigimizda. O derece yani! Gecenin galibi Sebo, sefili de ben oldum tabikine..
Guzel de fotolar cekindik ama fotolar hala Sebo'da henuz alamadim, ilk firsatta yukleyecegimdir.
Eh, biraz gec de olsa hepinize Mutlu Yillaaar!
Saturday, 18 December 2010
Karlar Duseer
| Queen's Park (Kaan'in surat super :)) |
| Queens Park |
| Karin ikinci roundu |
Kis mi erken geldi,biz mi gec kaldik anlamis degilim ama sanirim bu sene kimse "ay acaba noel'de kar yagacak mi" falan geyigi yapmayacaktir. Zira millet kara fazlasiyla doydu. Ben buraya geldigimden beri boylesini gormedim. Ustelik kar yaginca hava yumusar geyigi bile olmadi. Kar yagdi ve her yer buz oldu ertesi gun.
Saturday, 11 December 2010
Baryam
Su memlekete geldigimizden beri ilk defa bayramlasma yaptik:) Yasasin Glasgow Turkish Society!
Resimler cok iyi degil, malesef gozler bazilarinda bir tuhaf cikmis, kusura bakmayin..
Resimler cok iyi degil, malesef gozler bazilarinda bir tuhaf cikmis, kusura bakmayin..
Thursday, 14 October 2010
Dopdolu Bir Gun
Boyle gunleri seviyorum. Uc uca eklenen aktiviteler, planli plansiz, hesapli hesapsiz! Su memlekete geldigimden beri kendi kendime yaptiklarim disinda daha bu kadar aktivitematik bir gun gecirmemistim herhalde. Belki de gecirmisimdir de hatirlamiyorumdur..
Sabahin 10unda ciktik aksam 6yi geciyordu eve geldigimizde. Oglen sehir merkezinde Princess Square'deki Book Bug'a gittik. Bilmeyenler icin soyleyelim, Book Bug Iskocya Kitap Vakfi'nin bebeklere kitap sevdirmek icin yaptiklari tum aktivitelerin bu sene ki temasi. Iki kisi onderliginde bebekli/cocuklu anneler (ya da babalar ya da kisiler) cocuk sarkilari soyleyip sarkilara uygun hareketler yapiyorlar. Her aktiviteye oldugu gibi buna da gec kaldik. Sebnem'le Kaan da her zamanki zamaninda gelip aktiviteye baslamislardi. Sarkilarimizi soyleyip, hareketlerimizi yaptiktan sonra St Enoch meydanindaki Avrupa Marketine goz gezdirdik. Meger Sebnem'in de akli kalmis. Biraz bakindik biraz yutkunduk (biraz degil bolca aslinda!), Kaan'la Kuzey'e ahsap tren aldik isimlerinin harflerinden olusan sonra da kendimizi Di Maggios'a attik.
Di Maggios epeydir gitmek istedigim bir Italyan restorani. Cocuklu ailelerin tercih ettigi bir mekan olaraktan bir suru bebek arabasi arasindan yuruyup yerimize gectik. Pizzasi guzelmis, arada gidilebilir. Ama iki anne+iki bebek olarak yemege gitmenin cok da konforlu olmadigina kanaat getirdik. Hele iki tane dis cikaran mizildak cocukla insan yediginden cok birsey anlamiyor. Bir daha ki sefere minik beyleri babalarina teslim edip yemege oyle gitmek lazim.
Tam yemegimiz bitmisti ki Evla aradi hadi caya gelin diye. Biz de bos gezenin bos kalfalari olaraktan solugu Evla'larda aldik. Kuzey'le Kaan'i Isa ve Evla'ya teslim edip caylarimizi yudumladik, milyoner keklerimizi ve makarunlarimizi huplettik:)
Artik nerdeyse aksam olmustu ama bizim programimiz bitmemisti. Hemen evin yakinindaki bir kafede Building Blocks grubundan arkadaslar toplanacakti. Oraya da yetisiverdik. Iki muhabbetin daha belini kirip en sonunda evimize girebildik:)
Bu yazi biraz gunluk vari oldu ama baslayinca bitemedi iste. Kusura bakmayin;)
Sabahin 10unda ciktik aksam 6yi geciyordu eve geldigimizde. Oglen sehir merkezinde Princess Square'deki Book Bug'a gittik. Bilmeyenler icin soyleyelim, Book Bug Iskocya Kitap Vakfi'nin bebeklere kitap sevdirmek icin yaptiklari tum aktivitelerin bu sene ki temasi. Iki kisi onderliginde bebekli/cocuklu anneler (ya da babalar ya da kisiler) cocuk sarkilari soyleyip sarkilara uygun hareketler yapiyorlar. Her aktiviteye oldugu gibi buna da gec kaldik. Sebnem'le Kaan da her zamanki zamaninda gelip aktiviteye baslamislardi. Sarkilarimizi soyleyip, hareketlerimizi yaptiktan sonra St Enoch meydanindaki Avrupa Marketine goz gezdirdik. Meger Sebnem'in de akli kalmis. Biraz bakindik biraz yutkunduk (biraz degil bolca aslinda!), Kaan'la Kuzey'e ahsap tren aldik isimlerinin harflerinden olusan sonra da kendimizi Di Maggios'a attik.
Di Maggios epeydir gitmek istedigim bir Italyan restorani. Cocuklu ailelerin tercih ettigi bir mekan olaraktan bir suru bebek arabasi arasindan yuruyup yerimize gectik. Pizzasi guzelmis, arada gidilebilir. Ama iki anne+iki bebek olarak yemege gitmenin cok da konforlu olmadigina kanaat getirdik. Hele iki tane dis cikaran mizildak cocukla insan yediginden cok birsey anlamiyor. Bir daha ki sefere minik beyleri babalarina teslim edip yemege oyle gitmek lazim.
Tam yemegimiz bitmisti ki Evla aradi hadi caya gelin diye. Biz de bos gezenin bos kalfalari olaraktan solugu Evla'larda aldik. Kuzey'le Kaan'i Isa ve Evla'ya teslim edip caylarimizi yudumladik, milyoner keklerimizi ve makarunlarimizi huplettik:)
Artik nerdeyse aksam olmustu ama bizim programimiz bitmemisti. Hemen evin yakinindaki bir kafede Building Blocks grubundan arkadaslar toplanacakti. Oraya da yetisiverdik. Iki muhabbetin daha belini kirip en sonunda evimize girebildik:)
Bu yazi biraz gunluk vari oldu ama baslayinca bitemedi iste. Kusura bakmayin;)
Anlik Dusunceler
Banyodan cikmis saclarimi kuruturken, bir an icerde uyuyan oglumun bana seslendigini hayal ettim. Biliyorum o gunler de cok uzak degil; ama kafamdaki tabloda Kuzey nerdeyse ortaokula gidecek yasa gelmisti. Ilkten bir korku kapladi icimi nasil davranacagim diye.. Bu korku bana birinci siniftayken ucuncu siniflarin ders panolarina bakip "uf bu dersler de amma zormus" diye hayiflandigim gunleri hatirlatti. Nasil ucuncu sinifa kadar belli bir altyapi yaptimsa, Kuzey o yaslara gelinceye kadar da belli bir tecrube edinecektim. Sanirim annelik mesleginde ogrenmenin de korkularin da sonu yok! E olmasin da zaten di mi?
Subscribe to:
Posts (Atom)